siyahbeyin

Perşembe, 04 Şubat 2010 10:19 siyahbeyin
Yazdır

GECENİN İÇİNDEN

yosun kokan bir rıhtıma uzandım şimdi...
karşımda,ayak uçlarıma kadar köpürmüş bir deniz...
çocukca masallar anlatan bir rüzgar,saçlarımı okşamakta...
ve karaya çıkmanın umuduyla,hayata tutunmaya çalışan yosunlar...
kumsala çizilmiş aşk kalpleri...
şehrin sessizliğinin,geceyle aşk kaçamağı yaptığı saatler bunlar olmalı...
balıkçı teknelerinin,umut dolusu yelkenleriyle sevişen rüzgar...
yarını düşünmeden,boşluğu seyreden  bir çift göz...
yaşmak mı diyorum,bu hayat hep uzaktakine olan özlemmiydi...
şimdi kalkıp gitsem diyorum ,mahçup bir edayla dikilsem karşısına...
sarılsam öylece,konuşmasına izin vermeden,dudaklarına soluğum karışsa...
sonra tutsam ellerinden diyorum,bilmediğimiz sokaklarda anlamsızca dolaşsak...
tanımadığımız bir sokak lambasının altında,hayaller anlatsak birbirimize...
gecenin sisinde bir çift kaybolmuş adım olsak diyorum...
yarın bizim için hiç yaşanmıcak bir gün olucakmışcasına,büyük bir aşkla sorgulamadan sevsek birbirimizi...
soğuktan üşümüş avuçlarını,sana ait mühürlenmiş soluğumla ısıtsam...
sana o çok kızdığın,tanrı söylevlerimin ardındaki yıkıntıları anlatsam sana...
gecenin resmini çizssek çırılçıplak bir aşkla...
tuvalinin GECE ressamının RUHLARIMIZ ve resminin de BİZ adlı o serseri AŞK tablosunu...

                       Bir yel[K]en tanıyorum sonsuz maviliklerin serseriri rüzgarına aşık...

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir