KAYIP Mektuplar

 
  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
KAYIP Mektuplar

siyahbeyin

e-Posta Yazdır PDF

 TEMİZE ÇIKAN RUH

kirlenmiş bedenlerin,intikamcı ruhlarıydı bize kalan...
belkide aciz bedenlerimizi bu şekilde kutsal kabul eder olmuştuk...
yani her aşka birazdaha intikam karıştırmak...
yeni bir heyecan tatmanın tek çıkaryolu omuştu belkide...

peki ya ilerleyen zaman onu neyapmalıydı...
belki bi süreliğine onu hiçselleştirmeliydik içimizde,yok saymalıydık...
bazen hisler geceden daha koyuydu içimizde...
küçük bir çocuk gibi hıçkırıp temize çıkmak istemekteydi aynı ruh...
kirlenmiş bir bedeni,dahada önemlisi bir ruhu temize çekmek mümkünmüydü...

ya aynı beden intikamla beslenmeye çok alıştıysa...
bu sefer günahkar olan o bedenmiydi...
yoksa onu o hale getiren bedenlermiydi...
peki şimdi söyleyin bana temize çıkmak için nerden başlamalıydı...
en baştanmı...yoksa olduğun yerden başlayarakmı...

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Son Güncelleme ( Cumartesi, 30 Ocak 2010 20:26 )
 

siyahbeyin

e-Posta Yazdır PDF

 TEMİZE ÇIKAN RUH

kirlenmiş bedenlerin,intikamcı ruhlarıydı bize kalan...
belkide aciz bedenlerimizi bu şekilde kutsal kabul eder olmuştuk...
yani her aşka birazdaha intikam karıştırmak...
yeni bir heyecan tatmanın tek çıkaryolu omuştu belkide...

peki ya ilerleyen zaman onu neyapmalıydı...
belki bi süreliğine onu hiçselleştirmeliydik içimizde,yok saymalıydık...
bazen hisler geceden daha koyuydu içimizde...
küçük bir çocuk gibi hıçkırıp temize çıkmak istemekteydi aynı ruh...
kirlenmiş bir bedeni,dahada önemlisi bir ruhu temize çekmek mümkünmüydü...

ya aynı beden intikamla beslenmeye çok alıştıysa...
bu sefer günahkar olan o bedenmiydi...
yoksa onu o hale getiren bedenlermiydi...
peki şimdi söyleyin bana temize çıkmak için nerden başlamalıydı...
en baştanmı...yoksa olduğun yerden başlayarakmı...

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Denizin ardı özgürlük

e-Posta Yazdır PDF
Ne demeli şimdi
Bir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişim
Göğe mi dokunmalı, ucuna mi körpe filizin
Öyleyse karanlık sokaklarda koştuğumu düşün
Ay gene bir kadın gibi sarkıyorken denize
Dirseklerimle böğrüme gömdüğüm titremeyi düşün
Oradan göğsümü kaplayışını soğuk bir terin
İlk sözcüğü anlamla birleştiren çocuğu düşün
Onun kavradıkça derinleşen şarkısını
Vay perçemle günün huysuzluğu dolaşan kısrak
Vay acemi öpüşlerden gövdeme boşalan acımtırak haz
Telaş, kıvranış parıltılı gözlerdeki atılganlık
Ya görevin ne senin görevin
Oynaşmak değil mi içimdeki savaşmak duygusuyla
Ve benim nevresimim kararmışsa kirden, rutubetten
Sarhoşsam gülümseyişlerden ağlayışlardan
Ve kaynak sularıyla üstüme yağan aydınlık hulyaları
Senden gelen ısıyla koruyorsam
Ne demeli simdi
Ey serçelerin sabahlarla doluştuğu cıvıltı
Ey bir romanın olur olmaz yerinde dikkatti çeken hayal
Kalbimi çevreleyen sevda gözeneyi
Acıyış, şefkat, umursayış, hırçınlık seli
Beni düşün öyleyse
Beni hayretin ve karanlığın eşiğinde
Beni fitillerde başlayan bir fısıltı
Anında ilk satırı yazarken bir bildirinin
Kulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağrında
Beni dar camlarda değil
Bir bulutun seyrinde düşün
Burada ortasında sıçraya sıçraya kabaran alevlerim."




Nihat BEHRAM
 

sustum..

e-Posta Yazdır PDF
evet doğdum, ne yalan söyleyim doğdum, bana bahşedilen bütün uzuvlarımla doğdum.
hayata bir merhaba diyebilmenin sıkıntısını daha doğarken yaşadım.
yaşadım, gerçekten yaşadığımı hissettiğim andı.
sonra ne çok gözyaşı döktüm ben yaşamak için..
bu kadar acımıydı gözyaşları,
yoksa acımıydı yaşamayı öğrenmek bu kadar..
her ağladığımda susturuldum,
her isyanımda susturulduğum gibi..
sustum, sustukça büyüdüm,
büyüdükçe anladım susmanın anlamsızlığını.
bağırmak istedim
büyüdüm, ben bağırdıkça üzerime indi acı
ben bağırdım, üzerime indi acı, susturuldum..
sustum ve yaşadım,
ölmeye eşdeğermiş susarak yaşamak,
ben susunca herkes sustu.
ben öldüm ve bitti hayat..
 

YENİLDİK

e-Posta Yazdır PDF
Yenildik;
Şimdi kim bilebilir zakkumun
O kekre tadını bizim kadar
Tenimize sinmiş sülfür kokusunu
Soluğumuzdaki cıvayı kim duyar

İntikamcıydı bilim, sezgimizse
Gölgesi sulara vuran bir ceylan
Neyi yaşamışsak ömrümüz diye
Derimize yazdı o vak'anüvis
Kehribar saplı bir hançerle

Kehânet kuyularında sınandık
Terkettiğimiz her şehir yakıldı
Anıtlar dikildi kahhar ve kutsal
Zamansa bir karadeliğe dönüştü
Belleğimizin oksitlenen çöllerinde

Çöl ve moraran cesetler, rüya
Kâbusa dönüyor cinnet saatidir
Coğrafyanın bu yakasında bir halk
Kendi oğullarını boğazlıyor artık
Kûfi bir cesaret oluyor cinnet

Biz keder diyorduk, tarihmiş
Dilimizde işte o kil ve kül tadı
Şimdi kim bilebilir yenilginin
O kekre kokusunu bizim kadar
Soluğumuzdaki cıvayı kim duyabilir..
Son Güncelleme ( Cumartesi, 27 Eylül 2008 16:57 )
 


Sayfa 3 > 4

Anketler

Sitemizin Yeni Halini Nasıl Buldunuz?
 

Kimler Sitede

Şuanda 2 konuk çevrimiçi