siyahbeyin
Pazartesi, 08 Şubat 2010 13:38
siyahbeyin
İÇİMDEN hep bir rutubet köşesine, yatak açmakla geçti ömrüm... dökülen duvarlar, yitip giden ömrüm gibi arkadaştılar bana... perdelerim sigara isi renginde,güneşin ışıklarını karanlık yapardı gündüzlerime... ocağımda şarap kaynardı,üşümüşlüğümü içtiğim kanyakla ısıtırdım ben... sessizliğin arkasındaki, cennetin güzelliğini düşler... yağmurla gelen toprak kokusunda, iklimlerin değiştiğini anlardım ben... şafak vurdumu geceye bir tokat,işte o vakit bilirdimki yeni bir gün doğacak... intikamcıydı oysa gece,erken çökerdi gündüzlerin ensesine kış aylarında.. poyraz sertçe savururdu fakirin bacasına, inceden beyaz ayazı... sofralarda masum dualar edilir,bilinmeyene diz çökülürdü,tahta kaşıkların şapırtılı ağızlarında... yalınayaktık biz,nasırlı ökçelerin toprağa direnişiydi, belkide bizler için yaşamak... yarım sarılmış bir sigaranın, dumanında az zehirlemedik kendimizi... işçi kahvelerinin fukara kokusuyla açardık gözlerimizi... sabaha olan inancımızın şükür besmeleleriyle... günümüz dolupta ayrılık vakti geldimi... sevdiğimize son nasihatlarımızı verip, kanlı bir solukla yumardık bu hayata gözlerimzi... cheops için...
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|
siyahbeyin
Cuma, 05 Şubat 2010 19:53
siyahbeyin
YAŞAMAK yaşamak... kimi zaman kızıl bir güneş altında,işçi olmaya benzer... o alın terlerinin altında yatan,binlerce adsız sitemdir yaşamak... bazende yaşadığın tüm içsel lanetlerle,gecenin çöküşünü seyretmektir... zifri karanlığın içindeki,yıldızları görmezden gelip,matem tutmaya benzer... ama en güzeli nedir biliyomusun... yaşamak, hayatın içindeki herşeyi görmezden gelip, tek bir şeye tutkuyla bağlanmaktır........ ve o bir aşktır kimi zaman... kimi zamanda,hayranlık duyduğun kadının,sende kalan hayali suretiyle sohbet etmektir... ama en güzeli bir umuttur yaşamak,içinde sevdiğinin hayaliyle yaşadığın günlerdir.... onun birgün senin olabilme ihtimallerine,tutkuyla bağlanmaktır yaşamak... ve yaşamak... herşeye rağmen,hayata gülümseyebilmektir.... kokun oksijenimmiş sanki, içime çekmeden yaşıyamıyorum...
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
siyahbeyin
Çarşamba, 03 Şubat 2010 11:24
siyahbeyin
BENCİL AŞK sana dolu dolu yağmur bulutları olupta,bensiz çoraklaşan tabiatına dolamasamda... seni yeşertebilecek kadar gücüm olmasada... seviyorum işte... üzerinde seni yokedenin,ben olduğumu bilmek bile bana haz veriyo... evet ben güneşim... seni yeşertecek o yağmur bulutlarını sevmiyorum belki... ama seninleyim... o yağmur bulutlarından eksik kalışın,seni dahada kurak ve bitkin bıraksada... bu yokoluşun beni daha kızgın bir kor haline getirsede.... ben bencil bir aşığım,seni paylaşamıyorum... bir tek geceye engel olamıyorum,onun siyah çarşafını senin üzerine çekişini uzaktan seven bir aşık gibi,seyretmeye mahkum kalıyorum... ama öyle serseri bir aşk ki içimdeki... zaman zaman ona bile meydan okuyorum... ay ışığının arkasından,öfkeli bir beyaz olup seni seyrediyorum... ve biliyomusun,zamanla seni yokederken... kendi benliğimdeki,intaharsal doğa lanetlerinden sıyrılıp... sana her sabah,ölen ve yokolan sana...mahçup ve umutsuz bir merhaba diyorum... çünkü sen varolurken ben,ben varolurken sen ölüyorsun... birimiz hep eksik... aşkta biraz öyle değilmi...... içerisinde emek olan herşeyi çok severim...kara çizilmiş yelkenler gibi
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|
siyahbeyin
Perşembe, 04 Şubat 2010 10:19
siyahbeyin
GECENİN İÇİNDEN yosun kokan bir rıhtıma uzandım şimdi... karşımda,ayak uçlarıma kadar köpürmüş bir deniz... çocukca masallar anlatan bir rüzgar,saçlarımı okşamakta... ve karaya çıkmanın umuduyla,hayata tutunmaya çalışan yosunlar... kumsala çizilmiş aşk kalpleri... şehrin sessizliğinin,geceyle aşk kaçamağı yaptığı saatler bunlar olmalı... balıkçı teknelerinin,umut dolusu yelkenleriyle sevişen rüzgar... yarını düşünmeden,boşluğu seyreden bir çift göz... yaşmak mı diyorum,bu hayat hep uzaktakine olan özlemmiydi... şimdi kalkıp gitsem diyorum ,mahçup bir edayla dikilsem karşısına... sarılsam öylece,konuşmasına izin vermeden,dudaklarına soluğum karışsa... sonra tutsam ellerinden diyorum,bilmediğimiz sokaklarda anlamsızca dolaşsak... tanımadığımız bir sokak lambasının altında,hayaller anlatsak birbirimize... gecenin sisinde bir çift kaybolmuş adım olsak diyorum... yarın bizim için hiç yaşanmıcak bir gün olucakmışcasına,büyük bir aşkla sorgulamadan sevsek birbirimizi... soğuktan üşümüş avuçlarını,sana ait mühürlenmiş soluğumla ısıtsam... sana o çok kızdığın,tanrı söylevlerimin ardındaki yıkıntıları anlatsam sana... gecenin resmini çizssek çırılçıplak bir aşkla... tuvalinin GECE ressamının RUHLARIMIZ ve resminin de BİZ adlı o serseri AŞK tablosunu...
Bir yel[K]en tanıyorum sonsuz maviliklerin serseriri rüzgarına aşık...
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
siyahbeyin
Salı, 02 Şubat 2010 19:03
siyahbeyin
HOŞÇAKAL KADINIM hoşçakal kadınım... sana sözler vermiştim... sana hep gelecekten bahsetmiştim... şimdi gidiyorum,nedenler sorma bana... çünkü nedenlerimde bile,sahte gelecekler yaratırım... inanırsın...inanırım... enkazlarını toparlarken senin aslında nasılda büyük bir toz bulutunda boğulduğumu hatırladım insanın ruhu acırmı, hani onu bir tek tanrı cezalandırabilirdi ben seni severken o ruhun nasılda büyük bir zehirle kıramplar içinde kıvrandığını hatırladım... sen öylesine derin bir zehre sahiptinki... sanki tanrı olmuştun ve ruhuma hükmedebiliyordun... artık acı çekmekten çok bende senin gibi olmaya başladım... ve seni senin gibilerle aldatarak,bedeller ödetiyordum... tutsaklığımı özgürlüğe dönüştürdüğüme inandım kirlenerek yani sana benzeyerek... şimdi hayatımın merkezinde ben varım... içimdeki hertürlü iyiliği ruhumun zindanlarına hapsettim... ve acımasızlığından tattığım zehrinle bugün sana birazdaha yakınım... hergün birazdaha senin gibi olurken birgün tam anlamıyla sen olduğumda... işte o gün sen ruhumdan çıkacaksın... çünkü artık ben daha büyük intikamların peşinden yani senden bile daha zehirli senlerin peşinden koşacağım... ve sen o gün artık benim intikamlarım arasında yer bile alamıyacaksın... zamanı geldi kendi zehrinden bir parçada sen al... bugün o gün hoşçakal kadınım...
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|
|
|
|
|
|
Sayfa 1 > 4 |