KAYIP Mektuplar

 
  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
KAYIP Mektuplar

YENİLDİK

e-Posta Yazdır PDF
Yenildik;
Şimdi kim bilebilir zakkumun
O kekre tadını bizim kadar
Tenimize sinmiş sülfür kokusunu
Soluğumuzdaki cıvayı kim duyar

İntikamcıydı bilim, sezgimizse
Gölgesi sulara vuran bir ceylan
Neyi yaşamışsak ömrümüz diye
Derimize yazdı o vak'anüvis
Kehribar saplı bir hançerle

Kehânet kuyularında sınandık
Terkettiğimiz her şehir yakıldı
Anıtlar dikildi kahhar ve kutsal
Zamansa bir karadeliğe dönüştü
Belleğimizin oksitlenen çöllerinde

Çöl ve moraran cesetler, rüya
Kâbusa dönüyor cinnet saatidir
Coğrafyanın bu yakasında bir halk
Kendi oğullarını boğazlıyor artık
Kûfi bir cesaret oluyor cinnet

Biz keder diyorduk, tarihmiş
Dilimizde işte o kil ve kül tadı
Şimdi kim bilebilir yenilginin
O kekre kokusunu bizim kadar
Soluğumuzdaki cıvayı kim duyabilir..
Son Güncelleme ( Cumartesi, 27 Eylül 2008 16:57 )
 

ilan - ı AŞK

e-Posta Yazdır PDF

gözlerinde umut etmeye düşüyor kalbim,

her bakışımda ..

kendimi doğrulayamıyorum o an,

sanki herşey esaret sana ..

bir tebessümü bile o kadar çok özler olmuşum kii

kırılacak bir dal parçası kadar hassas.

korkularım bırakmıyor beni,

tek bir söz söyleyeyim,

yada tek bir kez bakayım sana,

kaçırmadan gözlerimi..

cesaretim aşktan koparılmış,

sessizdir tüm haykırışlarım..

bu yüzden yalnız koydular adımı..

herkese yakın olduğum kadar uzak ..

hani olsada bir an dursa zaman

sen olsan bir tek

birde karanlıktan kopardığım düşlerim,

buda ütopik birşey işte

aynı yıldızın hayallerini kurabilmek gibi..

bir rüya işte ,

sana bakarken yaşadığım şey …

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 12:56 )
 

hala...

e-Posta Yazdır PDF
Kalemi Çoktan Kırılmış Sevdamın 

Ve öyle güzel ölmüşümki

hala yaşadığımı sanıyor aptal

aptal;

hala yaşadığımı sanıyor

hala yaşadığımı

yaşadığımı

        hala ….

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 12:56 )
 

nevroz'um

e-Posta Yazdır PDF

katıksız ve kaşıksız sofrabaşlarında tükenen tüm umutların yapıştığı

bensizliğin uzak kıyılarında bir ayna ile tersinden

yansıtılabilecek kadar basit aslında

katlanmak istemediklerimiz…

sınırları tanımlanamayan duyuların kalemlere bıraktığı

bu anlamsız cümleler hangi kaotik nevrozumun eseri

bilmiyorum.

ben hep sebeplerimi ve buna bağıl sonuçlarımı ararken

tüm sonuçlarımın kökünde bir sebebin olmadığı ve

bu sebepsizliğin dağınık bir boşlukla birlikte beni

herşeyi reddetmeye götüren nevroz karmaşalarının

tamda orta yerine bıraktığını görüyorum..

bu noktada yani kendimi varedemediğiö yada

hiç var olmasını istemediğim bir ruh ile

hiçliğin ortasında benliğimi

tüm benleri ve hiç olmayan benleri

bu nevrotik durumun bulanık suları ile yıkayarak

bir iblis eşliğinde vaftiz ettiysem ve

tek suç benimse, o zaman

en yüce cezayı hakediyorum demektir….

 

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 12:57 )
 

Anketler

Sitemizin Yeni Halini Nasıl Buldunuz?
 

Kimler Sitede

Şuanda 2 konuk çevrimiçi